create a site

Bilim, Senin Yitik Hazinen

DEDEMİN İCADLARI

AVRUPA; Karanlıklar içinde yüzyıl savaşlarıyla bir birlerini katlederken,
İSLAM alemi 100 yıllar öncesinde ki bilim ve keşif çalışmalarıyla,
Çağları ALTIN YALDIZLARLA YALDIZLAYIP, ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPATTI

.

.









.

“Âlimler yeryüzünün kandilleridir.” Hadis-i Şerif

İslam medeniyetinin altın çağının kâşifi, Müslüman bilim insanlarının pek çok eser ve buluşunu gün yüzüne çıkaran dünyaca ünlü bilim tarihçimizdir.



“1943 yılında akrabalarımdan biri beni Edebiyat Fakültesi’ne götürdü. Hâlbuki ben mühendis olma sevdası peşindeydim. O zaman büyük bir Alman âlim vardı. Arapçayı çok iyi bilirdi. Bana ‘Seni onun seminerine götürmek istiyorum.’ dedi. Ben de ‘Gidelim’ dedim ve o büyük âlimin seminerine gittim. O gün o 

Böyle bir hocanın talebesi olma şansına sahip oldum. Nedense bu adam beni büyülemişti ve kendinden önceki bilge kişilerin bilgilerini bana aktardığını hissetmeye başladım. Hiç not tutmazdım. O söylerdi ben söylediklerini kafama yazardım. İnanır mısınız anlattıklarının büyük kısmı hâlâ bu kafamda taşınmaktadır. O adam büyük Avrupalı oryantalistlerin belki en büyüğüydü. Bu büyük oryantalistler arasında farklı bir tipti. Beni çok etkilemişti. Bu etkilenmeyi size bütün manasıyla aktarabilmem mümkün değil.


Benim öğrenciliğim döneminde İstanbul Üniversitesinde bilim tarihi yoktu. Ancak, hocam bana: ‘Matematiği bırakma’ dedi. Fen Fakültesi de zaten yanımızdaydı. ‘Matematik bölümüne git, ders al, matematiği iyi öğren. Müslümanlardan da büyük matematikçiler yetişmişti’ diye izahatta bulundu. Konuşma esnasında birkaç isim saydı: Harizmî, Ebu’l- Vefa Buzcanî, İbn Heysem, Birunî gibi. Bu isimler benim hiç bilmediğim, hatta duymadığım isimlerdi. Dehşete düştüm. Hocam halimi görünce: ‘Bunlar ve daha pek çok isim, büyük âlimlerdi ve daha sonraki Avrupalı âlimlerle aynı seviyedeydiler; hatta yer yer onlardan üstündüler’ diye açıkladı. Bu konuşmadan sonra da bilim tarihi çalışmaya karar verdim.”
“Ritter’in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım.”
Fuat Sezgin İstanbul’da kurduğu İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nden şöyle bahsetmektedir:
“Evvela Allah’a hamd ediyorum. Bu açılış safhası gerçekleşti ve milletimiz başta olmak üzere insanlık, İstanbul gibi enternasyonel bir şehirde böyle bir müzeye kavuştu. Bu müzenin İstanbul’da açılmasıyla, evvela Türklerin kendi medeniyetlerine karşı yanlış görüşlerinin ve bilgisizliklerinin değişeceğine inanıyorum. Bu benim ilk hedefim. Onun ötesinde İstanbul milyonlarca turistin gezdiği, ziyaret ettiği bir şehir. İslam medeniyetinin ne kadar yüksek bir medeniyet olduğunu, bilimler tarihinde ne büyük bir yer işgal ettiğini milyonlarca turist İstanbul’da kurulan bu müze sayesinde görecek. Biliyorsunuz bu müzedeki eserler, Frankfurt Üniversitesi’nde benim 26 yıl evvel hazırlamaya başladığım müzede yer alan eserlerin kopyası olarak geliyor. Burada gösterdiğimiz aletlerin birkaçı şurada burada kalmış aletlerin modelleridir. Ama yüzde doksan beşi bugüne kadar gelememiş, kaybolmuş sadece tarifleri kitaplarda bulunmuş aletlerden ibaret. Bu aletleri ortaya çıkarmaya 25 sene evvel başladığım zaman ben de bilmiyordum. Başladığım zaman ancak beş-on aleti ortaya çıkarabileceğimi zannediyordum. Zamanla iş gelişti, ortaya çıkardığımız aletlerin sayısı sekiz yüze kadar çıktı, hatta geçti. Bu benim için ulaşılmaz bir rüyaydı. Son senelerde ise bu aletlerin birer eşini Türkiye’ye nakletme arzusu ortaya çıktı. Ama bu arzuyu nasıl gerçekleştirebilirdim ki? Büyük bir şükranla, tekraren zikretmek istiyorum ki bir dostumla birlikte Gülhane Parkı’nda tesadüfen gördüğüm bu bina, rüyamın gerçekleşebileceğine beni inandırdı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Bey geldi, ziyaret etti ve bu binayı bize vereceğini söyledi. Ondan sonra biz bu işin gereklerini yerine getirmeye başladık. Şu kadarını söyleyeyim ki başta Sayın Başbakan (Recep Tayyip Erdoğan) olmak üzere Türk hükümeti bize buranın müze olması için büyük kolaylıklar gösterdi. Aletlerin büyük kısmını bizim enstitümüz hediye etti. Yüzde yirmisini de devletin finansmanıyla sağladık. Bir de tabii binanın onarımı hususunda masraflar oldu. Bütün bunları devlet cömertçe karşıladı. Hamdolsun açılış 24 Mayıs’ta yapıldı ve büyük ilgi görmekte. Görüyorum ki Türklerin ve yabancı turistlerin hücum ettiği bir yer olmaya başlamış. Bunun için çok mesudum ve Allah’a şükrediyorum.”
“Âlimin Ölümü Âlemin Ölümü Gibidir”

Web

www.3dottoman.com

Contacts

Email: 3dottoman@gmail.com

Links